BEN BU YAZIYI SANA YAZDIM BERKİN

BEN BU YAZIYI SANA YAZDIM BERKİN

Aslında kendime blog sayfamda siyasi yazılar yazmayacağıma söz vermiştim. Ama ülkemde gelişen olaylara da seyirci kalamazdım. Yazmalıydım ve yazdım ama, sonra sildim. Çünkü yazdıklarım içime sinmemişti ve yeniden yazmaya başladım. Ağlasamda, yazsamda, yüreğime laf geçiremiyordum.

 

İnci gözlü çocuk.

 

Biz seni, gelecek nesillere anlatırken, utancımızın gururu olarak tanıtacağız.Yurdum İnsanlarının sosyal yaşamları sorgulamadığın günlerdi. Aslında başlangıca gerekte yok, bitişe doğru gidiyorduk. Herşey, her zaman aynı yeni bir gün doğuyor, hayat başlıyor, kalkıyorsun, kahvaltını yapıyorsun, evden çıkıyorsun, işe, okula ya da boş boş sokaklarda sürtmeye. İnsanlar hayatta kaldığı yerden devam etmeyi bekliyorken, seni yöneten canavarın pervasızlıkları yankılanıyordu. Yurdum insanın öfkesi hiç olmadığı kadar haykırarak başlayan Taksim gezi parkındaki eylemler, ülkemin dört bir yanına yayıldı.

 

Okmeydanındaki gezi parkı eylemleri sırasında gaz fişeğiyle yaralanan ve 268 gündür yoğum bakımda tedavi gören Berkin Elvan 8 martta hayatını kaybetti. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 269 gün komada kalan Berkin, bu süreçte 45 kilodan 16 kiloya düşmüştün. Dile kolay bedenin gün ve gün erimişti ve bir bahar sahabi martılar eşliğinde aramızdan ayrıldın. Oysa ki bahar ayları açan günlerin, aşkların ayları olarak bilinir. Ama sen yoksun artık ……

 

İnci gözlü çocuk

 

Merak etme inci gözlü çocuk; ağabeylerin gibi sen de içimizde olacaksın. Ethem ağabeyin nasırlı elleriyle saçını oksuyacak. Mehmet ağabeyinle saatlerce dost sohbeti de edeceksin gün batımına kadar, birbirinize geziyi anlatacaksınız.Abdullah ağabeyinle saatlerce halaya duracaksın, zılgıtlar çekerek. Ahmet’le saatlerce okuduğun kitapları ve yaşayamadığın aşklarını konuşacaksın… Ama bak Ali ağabeyin kızıyor, elinde topuyla bir kenardan sana bağrıyor. ”Berkin, gel top oynuyalım.” diye….…

Günlerce gülen yüzünüle gazetelerin baş sayfasındaydın. O kadar güzel bakıyordun ki, kıyamadım seni o sütunlarda görmeye. Daha çocuktun halbuki, doyasıya koşacaktın arkadaşlarınla. Haaa bu sırada bilirim sizin mahallenin fakir insanlarının dost canlılığını. Kaç geçemi onların sofrasında geçirdim. İnan ki say desen sayamayacağım kadar çoktur…

 

İnci gözlü çocuk

 

Şimdi herkes seni yazıyor, seni konusyor, yüreklerinde az senin kadar cesareti olmayanlar dahi… Artık tüm dost sohbetlerinde senin ismin zikredilir oldu. Her adın geçtiğinde inan gözlerim doluyor. O gülen yüzün hiç gözlerimin önünden gitmiyor. İnsan hiç haz edemiyor böyle vedalara.. Günler geçti. Bugün arkadaşımın gönderdiği mail de sen vardin. Yine göz göze geldik. İnan seni görür görmez gözlerim doldu. Keşke böyle kalabilseydi yüzün.

 

Hoşçakal İnci Gözlü Çocuk…  Seni de unutmayacağız…

 

Özgur Fuat Dogansoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir